Elleri ve Parmaklan Korumak

Elleri ve Parmaklan Korumak

Kendi kendinize masaj sırasında el ve parmaklarınızın aşırı çalışmaktan dolayı nasıl bir risk altında olduklarını düşünürseniz eğer mümkünse onları hiç kullanmamak akılcı bir çözüm olur. Parmak eklemleri, diz, topuk veya dirseğinizi masaj aleti olarak kullanmayı hiç düşünme­miş olabilirsiniz ama kullanabilirsiniz. (Bkz. Şekil 6.7, 9.21, 10.7, 10.26 ve 10.27.)

Ayrıca güven ve etkinliği artırmak için ergonomik olarak tasarlanmış birçok masaj aleti de piyasada satılmaktadır. Yüz, boynun önü, ağzın içi ve kolların altı gibi hassas bölgelerde alet kul­lanmak uygun değildir. Parmaklarınızı kullanmaktan başka çareniz kalmadığında onları zedele­mekten kaçınmak için her şeyi yapmanız gerekir.

Masaj için elleri kullanırken amaç, en az çaba ve en az yüklenme ile en fazla kuvveti oluş­turmaktır. Eğer başparmak masaj aleti olarak kullanılacaksa onu parmaklarla destekleyin (Şe­kil 3.2). Buna desteklenmiş başparmak denir. Başka çare olmadığı durumlar haricinde başpar­mağı parmakların aksi yönde kullanmayın. Kavramak veya yoğurmak yapılabilecek en doğal şeydir ama gerçekte çok yorucudur. Elleri, bu şekilde uzun süre kullanamazsınız. Kavrama işi­ni sadece başka bir şey yapılamayacak yerlerde kullanın.

Ellerinizi masaj aleti olarak kullanacaksanız her iki elinizi birden kullanın, ikinci eliniz masa­jı yapan el parmaklarını desteklesin. (Şekil 3.3) Bu yönteme de desteklenmiş parmaklar denir. Şekil 3.3’te bilek, el ve parmaklar gevşek olmasına rağmen elin nasıl düz tutulduğu gösterilmektedir. Bu, el ve ön kol kaslarını denklemin dışına itip kuvveti omuz, göğüs, üst sırtın büyük kasların­dan almamızı sağlar. Üç ve dördüncü parmaklar, aletin iş gören uçlarıdır. Baş, işaret ve serçe parmağı sadece birlikte gezinir. Bu, en az kuvvetle uygulanan çok noktasal bir alettir. Destek­çi elin tüm tırnakları örtmesine dikkat edin. Elin küçük parmak tarafı, çalışılan bölgenin cildiy­le temas halinde olmalıdır. Destekçi elin, alet elinin parmaklarının hareketine yardımcı oldu­ğunu unutmayın.

 

Şekil 3.4 kendi kendine karın masajında parmakların sırt sırta hafif destek yolunu göster­mektedir. Parmaklara destek sağlamak için diğer el pozisyonları Şekil 7.6, 7.24, 10.25’te göste­rilmektedir.

Eli çimdik, sıkma ve yoğurma için kullanmak yerine, parmak­ları ete batırılan bir sopanın ucu gibi kullanmak gerekir. En bü­yük mekanik avantajı sağlamak için parmakları vücut yüzeyine dik açıyla tutmak gerekir (Şekil 3.5). Bu, kuvvetin dirsekten kol, bilek, el ve parmakların uçlarından düz bir hat şeklinde aktarılmasını sağlar. Hemen göreceksiniz ki ürnaklannız varsa bunlar, normal uzunlukta dahi olsalar, ellerinizi bu şekilde kullanmanıza engel olacakür.

Parmağınızın ucu veya kenarlarıyla yapılan masaj, ergonomik olarak o kadar yetersizdir ki hiçbir yarar elde etmeden el ve par­maklarınız yorulacakür. Bazı çalışma şekillerinde uzun tırnaklar yüzünden uygulanan kuvvetin yetersiz kalması nedeniyle bu zor­luğu alt etme amacıyla daha çok çalışmak zorunda kalan el ve ön kol kaslarında tetik noktalar gelişir. Profesyonel masaj terapistleri, tırnaklarını dibine kadar törpüler. En azmdan ağrınız geçene ka­dar siz de aynısını yapın.

Eğer tırnaksız yapamam diyorsa­nız, desteklenmiş parmak eklemi yön­temini kullanın. Şekil 3.6’ya dikkat ederseniz kapı çaldığınız 3. ve 4. par­mak eklemleri burada alet olarak kul­lanılmaktadır. Kuvvetin omuzdan

yeterli iletilebilmesi için bilek ve bü-

külmüş parmaklarınızı düz tutmanız gerekir. En iyi kullanımı, derine işlemeyi gerektiren çok hassas masajlar

desteklenmiş parmaklara kıyas-

la desteklenmiş parmak eklemi daha

güçlü ve kaba bir araçtır.

Şekil 3.6 Desteklenmiş Parmak Eklemleri
Elinizi koruyan, gücünüzü artıran,

ulaşamayacağınız yerlere ulaşan çeşit­li masaj alederi vardır. Çok çeşidi türleri olan bu aletlerden en yararlı ve bilinen üçü; Thera Ca- ne (Şekil 3.7), Backnobber (Şekil 3.8) ve Knobble’chr (Şekil 3.9). Bu üç alet, tüm diğer yararlı aletler­le birlikte masaj terapistieri, masaj okulları ve iyileştirme merkezlerinde bulunur. Bunları ayrıca İnternet’ten de temin edebilirsiniz. Bu kitaptaki çizimlerin çoğunda Thera Cane’nin çıplak cil­de uygulandığını görürsünüz. Açık olması için böyle çizilmiştir. Ancak siz, çıplak cilde uygu­lanmasından hoşlanmayabilirsiniz. Konforunuz ve cildinizi korumanız için masaj aletlerini, her zaman giysinin üzerinden uygulayabilirsiniz.

Şaşırtıcı sayıda çok kas için en iyi masaj aleti, duvarla vücut arasında sıkıştırılan toptur. Tenis topu veya aynı boyda sert kauçuk toplar, daha derine gitmek isterseniz de daha küçük toplar kul­lanabilirsiniz. Tenis topunu bir çorabın içine koyup sırtınızdan aşağı sarkıtırsanız topu düşürüp sürekli odada topun peşinden koşmaktan kurtulursunuz. (Şekil 8.6). Çorap, topu hep aynı nok­tada tutmanıza da yardımcı olur. İyi sıçrayan kauçuk toplar, çeşitli çaplarda bir paket içinde spor mağazaları, süpermarket ve çeşidi mağazalarda bulunur. Bunlar çok serttir ama aşırı sert değil­lerdir ve harika birer masaj aletleridir. Şekil 3.10, vücudun çeşitli bölgelerinde kullanılan değişik çaptaki toplan göstermektedir. 64 mm ve 58 mm (A ve B) çaplılar omuz, kol, kalça, sırt ve bal­dırda duvara karşı kullanılır. 35 mm çaplı olan (C) ayağın alt kısmıyla yer arasında kullanılır. 27 mm çaplı top (D) başparmağın etli taban kısmıyla masanın üzeri arasında kullanılır. Zıp zıp top­lar için en büyük problem, satişlarının mevsimsel olup sonbahar ve kışın hiçbir yerde bulunma­malarıdır. 58 mm çaplı top için diğer bir sorun da uzun süreli gündelik kullanımda çadayıp par- çalanmalandır. Duvara karşı masajda çok daha yararlı olan alet Lacrosse topudur. Çok sert, asm dayanıklı, tüm mevsimlerde, tüm spor mağazalarında kolayca bulunur. Lacrosse topunu tenis topundan daha çok sevebilirsiniz çünkü daha az çabayla yayılır ve duvarda o kadar fazla kaymaz.

MASAJ’IN PSİKOLOJİK ETKİSİ

MASAJ’IN PSİKOLOJİK ETKİSİ

Uluslar arası Sağlık Teşkilatına (WHO) göre sağlık kişinin fiziksel, ruhsal ve sosyal olarak tam bir iyilik halidir.
Çağımızın temel insani sorunu olarak görülen yabancılaş¬ma insanlarda giderek yalnızlaşma ve kendi kabuğuna çekilmenin bir sonucudur. Ruhsal ve sosyal olarak hasta olan insanların fizik¬sel sağlıkları da bozulacaktır.
 
İntra uteril yaşamın bilinçsiz olduğu gerçek mi?

Günümüzde psiko-somatik hastalıkların yaygınlığı ve etkinli¬ği bilinmektedir. O kadar ki bazı uzmanlar nezleyi bile bu grup has¬talıklar içinde değerlendirmektedirler. Stres nedeniyle zayıflayan bağışıklık sistemi insanları hastalıklara karşı korumasız bırakmak¬tadır.

Dokunma ve dokunulmanın gücü:
Anne karnında tam bir sarmalanma ve güven içinde olan insanoğlu doğduktan sonra zihninin derinliklerinde belki de “kovul¬duğu” bu “cenneti” aramaktadır. Ruhsal olarak örselenmiş korkup, ürkmüş insanların, anne karnında yatma pozisyonu ile büzüşmeleri korunma, güven arama isteğiyle ilgili olmalıdır.
Dokunma ve dokunulma isteği temel bir dürtüdür. Güvenlik arayışıyla yakından ilgilidir. Ağrıyan yerine elini götüren ve ovan insan da aynı içgüdüyle hareket etmektedir. Bu anlamda masajın yarattığı iyilik duyguları daha iyi anlaşılabilir.
Yapılan çeşitli araştırmalar dokunma ve masajın insan ya-şamındaki derin etkilerini gözler önüne serer niteliktedir.
Örneğin erken doğan (prematüre) bebeklerin masaj uygulandığın¬da daha hızlı geliştikleri gözlenmiştir.
Yine benzer çalışmalar yavru maymunlar üzerinde yapılmış¬tır. Anne temasından yoksun bırakılan yavru maymunların dav¬ranış ve gelişimleri incelenmiştir.

Deneyde yavru maymun annesini görüyor, duyuyor ve koku¬sunu alıyor ancak dokunamıyor. Anneyle fiziksel temaslı kesilen yavruların ruhsal stres altında girdikleri ve davranış bozuklukları gösterdikleri fark ediliyor. Sürekli ağlayıp surat asan ve bir duvarın önünde elleri başlarında ya da yüzlerinde öne arkaya sallanan yavru maymunlar, çevreye karşı ilgisiz bir tavır içine giriyorlar. So¬nuçta fiziksel gelişimlerinin de yavaşladığı gözleniyor.74

Ressam Salvador Dali’nin eseri. Bilinçaltının karmaşası tensel açlıkla ilgili olabilir mi?

İçgüdüsel bir istek olan dokunma ve dokunulma üst düzey
bir primat olan insanlarda her zaman rahatlama ve güven duyguları
18
yaratmıştır.
Temel bir dürtü olan dokunma uyarısı yokluğu tensel açlığa ve dolayısıyla davranış bozukluklarına yol açabilir.
Akıl hastanelerindeki hastalarda gözlenen ritmik sallanma ve kendini kucaklama edimleri aşırı tensel açlıkla ilgilidir.83
Masajın tedavi amacıyla ilk olarak psikiyatri kliniklerinde kullanılması bu açıdan şaşırtıcı değildir.

Yaşam kalitesi:

Gelişmiş sanayi toplumlarında insanlar birbirlerine giderek daha az dokunmaktadırlar. İnsanın doğasını zorlayan bu durumun bilinçli ya da bilinçsiz olarak farkına varanlar ise masörlerden ve diğer profesyonel mesleklerden destek beklerler. Bu ülkelerde masajın yoğun talep görmesi içerdiği yoğun tensel temasla ilgilidir.
Doğru olarak yapılan masaj nihayet bütün vücut sis¬temlerini şu ya da bu ölçüde etkileyerek derin bir gevşeme ve rahatlama sağlar. Bütün vücutta ve zihinde sağlanan bu dinlenme hissi kişiyi streslere karşı dirençli kılar.
Sağlığı koruyucu, yaşam kalitesini arttırıcı bir yöntem olan masaj ayrıca doğal bir tedavi metodudur.
Dinlendirme masajı sedatif, hipnotik ve rahatlatıcı¬dır. Partner bazen masada uykuya dalabilir. Kişinin fiziksel ve zihinsel yorgunluğunun gi-derilmesi önemlidir.
Yaşam kalitesi temelde fiziksel ve ruhsal hastalıklara karşı dirençli ağrısız sızısız bir yaşam demektir. Bunu sağlamada masa¬jın rolü yüksektir.

Verimlilikte artma:

Masaj kişinin motivasyonunu arttırabilir. Darbeleme hareket¬leri ile kişi daha uyanık ve ruhsal olarak daha hazır hale gelebilir. Günümüzde büyük şirketler ve borsalar verimliliği artırmak amacıy¬la masaj uygulamalarını işyerlerine taşımışlardır.
İş yapma isteğinde, verimlilikte artma, çevreye pozitif enerji yayma gibi olumlu sonuçlar doğurur.

Sağaltıcı masaj:

Masajın hem dinlendirme hem uyarabilme özelliğine sahip olması onun otonom sinir sistemi üzerinde bir şekilde etkili ola¬bildiğinin kanıtıdır.
British Medical Journal adlı dergide yayınlanan bir rapora göre boyun ağrısına karşı elle yapılan masajın diğer tedavilerden daha etkili olduğu belirlenmiştir.
HollandalI bilim adamları tarafından 183 hasta üzerinde ya¬pılan araştırmada 18-70 yaşları arasındaki hastaların 60’ına elle masaj, 59′una egzersiz ağırlıklı fizik tedavisi, 64’üne de ilaç tedavi¬si yapılmış. Rahatsızlıklarıyla ilgili bilgilendirilen ve tavsiyelerde bulunulan hastaların 26 hafta süren tedavi ve kontrollerinden sonra masaj yapılan hastaların daha çabuk iyileştikleri ve sorunlarının önemli ölçüde giderildiği saptanmıştır.

Güvenlik, huzur ve varolmanın dayanılmaz hafifliği

Masajın organizma üzerindeki değişken, şaşırtıcı etkileri birçok araştırma ve bilimsel tartışmaya konu olmaya devam ede¬cektir. Ancak kanımızca gelecekte bu araştırmaların sonucunda masajın bugün için gözden kaçan psikolojik etkisinin değeri apaçık ortaya çıkacaktır.
İnsanın var oluş sürecinde iyilik, güzellik ve sağlıkla ilgili şeyler dostça bir dokunuşla başlamıştır.

SANDIKLI HÜDAİ KAPLICALARI

SANDIKLI (HÜDAİ) KAPLICALARI: Sıcaklık 55-60°C

“Hüdai Kaplıcaları” ismiyle de bilinen kaplıcalar, Sandıklı ilçesine 8 km. uzaklıkta, Afyon-Antalya asfaltı üzerindedir. Sandıklı’ya kadar tren vardır. Denizden 1000 m. yüksekte, iki tepe arası bir düzlükte bulunur.
Sandıklı Kaplıcaları, çamur banyoları ile ünlüdür. Bu banyolara hayat veren şifalı sular, tarihin eski dönemlerinden bu yana, insanoğlunun dertlerine deva olmuştur. Hıristiyanlığın ilk dönemlerinde, o çevrenin başpiskoposu Sen Mişel, bu kaplıcada hastaları tedavi ederek mucizeler göstermiş, bu olay eski kitaplara “Sen Mişel’in Mucizeleri” ola-
rak geçmiştir. Kaplıcanın, Bizans döneminden kalma üç hamamı, günümüzde bile ayaktadır.
Kaplıcanın şifalı suları, 500 metre devam eden jeolojik bir çatlağın değişik yerlerinden kaynar. Sandıklı şifalı çamurları, özel şekilde hazırlanan toprağın, 60 derecelik şifalı su ile karıştırılmasıyla elde edilir. Böylece ortalama 45 derece sıcaklıkta bir çamur ortaya çıkar. Bu çamura boylu boyuna girilir. Banyo süresi, her insana göre değişmekle birlikte, normal olarak 10-15 dakika kadardır. Banyodan sonra vücut kaplıca suyu ile temizlenir. Kadın ve erkek banyoluklar yıl boyunca açıktır. Sandıklı Kaplıcalarından, su banyosu, çamur banyosu ve buğu (sauna) olarak yararlanılır. Buğu banyoları bölümü, erkek ve kadın banyo- luklarmdan oluşur.
Kaplıca tesisleri, yaklaşık 30 dönümlük bir arazi üzerine kurulmuştur. Bir tatil köyü görünümü izlenimini verir. Yaz ayları boyunca, binlerce kişinin buraya akın ettiği görülür. Sabit tesislerin yanı sıra, çadırların kurulduğu da olur. Kaplıcada her keseye uygun konaklama tesisi vardır.
Su verimi çok boldur. Suyu, kalsiyum sül- fatlı ve radyoaktivitelidir. Vücuda ferahlık verir.
Romatizmal hastalıklara, nevralji, kadın rahatsızlıklarına, safra yollan, metabolizma bozukluklarına üstün şifa sağlar.
Hüdai Kaplıcaları konusunda, bir ziyaretçinin gözlemlerini ifade eden şu dizeleri, Kaplıca Müdürlüğü’ndeki “Anıdefteri”nden alınmıştır.
9-lüdam fazl-u kerimindenfış kırmış, derde, derman Ününü dille ifade ne mümkün… işte ilafıi ferman Dünyada bir hastalığa rastlanmaz ki, olmaya derman Rramakı Bulma)q duyurmakiiçin ister reklam İnleyen Hasta… çöken beden için ihsan-ı nimettir yoktan
20.7.1975 Rfımet Rkfeol Balıkesir Milletvekili
Afyonlu bir şairin yine bu kaplıcalar için duyuşlarını dile getiren dizelerine de yer vermeden geçmeyeceğiz.
Ünlü şifa ¡kaynağıdır “iHudai” Çörmedinse, etme fırsatı zayi Serpilmiştir şirin, kubbeli damlar Ahlarında hamızlarla, hamamlar ‘Bol ağaçlı yeşil meydan ve çamlar 9iuzur verip, göz hakikîni tamamlar Çok sıcaktır Jiüdai’nin çamuru Şifalıdır, balçıklı Adem- hamuru Çamurlara yatmaya bir başlayın Ağrıların anasını haşlayın.
Ünlü şifa kaynağıdır “Oiüdai”
Sen de sına, etme fırsatı zayi
—Osman Çizmeciler—
Yukarıda resmi görülen, oluğundan akan çok sıcak suların soğutularak, damla damla çay gibi içildiği çeşmenin, kitabe taşında da şu satırlar okunuyor.
Çok_şifadır her yudumu ‘Döker böbrekteki kumu ‘Bu çeşmeden madensuyu İçenlerin gençlik^yolu
-1968 -
THERMAL RESORT ORUÇOĞLU: Sıcaklık 49°C

Afyon’a 14 km. uzaklıktadır. Kütahya-Antalya asfaltı üzerinde 1992’den bu yana müşterilerine hizmet veren beş yıldızlı bir otel ve kaplıca tesisleriyle ünlenmiştir. Otel, 350 odalı ve 800 yataklıdır. Kadın ve erkekler için, ayrıca özel havuz¬ları ve Türk hamamları, bu büyük ve muhteşem otelin çatısı altında hiz¬met veriyor. Bunun öte¬sinde su kaydıraklı club akronium ve tüm aktivi- telere kadar düşünülen her hizmet bünyesinde mevcuttur. Böylece, ge¬len ziyaretçiler hem ter¬mal sudan yararlanıyor, hem de burada kaldığı süre içinde unutulmaz ve neşeli bir tatil yapmış oluyor. Gidip bir kez görmek, daha sonraki ziyaretlere bir başlangıç olur görüşündeyiz.

Oruçoğlu Kaplıca suları, İstanbul Üniversitesi Tıbbi Ekoloji ve Hidroklimatoloji Araştırma ve Uygulama Merkezi’nin düzenlediği rapora göre her türlü romatizma, kireç¬lenme, bel fıtığı, ameliyat sonrası oluşan tutukluk, kırıkların erken iyileşmesine, deri hastalıklarına, mesane yolları hastalıklarına, stres, yorgunluk hallerinde iyi geliyor.

Oruçoğlu tesislerinde, çağdaş teknoloji ve tıbbın en yeni olanaklarıyla uygulanan Fizik Tedavi-Rehabilitasyon Ünitesi de uzman doktor ve fizyoterapistlerin denetiminde hizmet veriyor. Hastalar sağlıklarına kavuşuyor.

Ayrıca, Afrodit Thermal Kür Merkezi çatısı altında sağlık, gençlik ve güzellik da¬ğıtan bir sistem geliştirilmiş. Buna göre, cilt bakımı, çamur-aroma terapi, saç bakımı, kı¬rışıklık, tedavi masajı, zayıflama gibi sağlığa yönelik uygulamalar doktor ve fizyotera-pistlerin denetiminde yapılıyor. Bunların dışında üç ayrı kademedeki çocuk yüzme ha¬vuzlan ve 120 metre uzunluğundaki su kaydırağı, ayrıca zakuzi, sauna, disko, oyun sa¬lonları ile ziyaretçilerin ihtiyacını düşünen bir çalışma sergilemiş.

İyileştirme Mekanizması

İyileştirme Mekanizması

Yan tesiri olmayan ilaç var mı? Sen diyabetiksin. İnsülinle, şeker ilacı ile şekerin düşüyor. Şekeri yükselten sebebi halletmiyor ilaçlar. Alan razı, satan razı. Doktor memnun, hasta mutlu. Senelerce de¬vam. Diyabetli her zaman ilacını alır. Stres kapıyı çalınca, ilaç yetersiz kalmakta, kanda şeker çok yüksek seyretmektedir. İnsülin dozu art¬sa da şeker normale inmeyebilir. Stres ortadan kalkınca doz azaltılır.

Harika bir göl. Pırıl pırıl suları var. Muhteşem bir doğal çevre. Doğa harikası dediklerinden. Yanma bir kimya fabrikası kurulsa ne olur? Göl suyuna atıklar, zehirler karışınca gölün rengi bulanmaz mı? Fabrikanın adı, stres. Fabrika atıkları, yosunları da öldüren, bu¬lanık, kirli, zehirli bir hâl almıştır. Bağışıklık çökünce, ölüm kaçınıl¬maz olur. Burada moral olmaz. Birbirimizi kandırmayalım. Beden fonksiyonlarında bir bozulma olduğunda beden bunu algılar. Vücu¬dun kendini iyileştirme mekanizması karmaşık ve ilginçtir.

Tesadüfe yer yoktur. Tesadüfe tesadüf edilemez. Tasarruf, tecel¬li, tevafuk; kendiliğinden, tahmin yapmadan o bölgeye anında ulaş¬mışlardır. Üzerinde “zekâ ve hafıza” adlı bir hormon veya enzim yokken, bu olağanüstü refleks, mutlaka muhteşem bir Sanatkâr’ın orada iş gördüğünü bize anlatmaktadır. Hemofılili hastaya dışarı¬dan ilaçla yapılan takviye bir müddet işe yarar ama bedenin inanıl¬maz, mükemmel koordinasyonunu ve ona bağlı çalışan birçok me¬kanizmanın ayar yapma sürecini ortadan kaldırabilir.

Her bedenin kendine has bir hafızası, zekâsı, ilmi, zihni vardır. Her hücrenin ve her bedenin de ortak bir hafızası vardır. Yemek ya¬parken elimizi kestiğimizde, kanama kısa sürede kendiliğinden du¬rur. Yaranın kabuk bağlaması, yeni cildin aynen oluşması bize çok doğalmış gibi gelir. Hâlbuki çok, çok hassas bir zekâ ve bellek sis¬temi devrededir. Her hücrenin duvarında reseptör adlı alıcılar var¬dır. Son halkaları açık ve karmaşık molekül zincirleri, kendisine uyacak başka bir molekülün gelip ona bağlanmasını bekler. İhtiya¬cı olan molekülü alabilmek için, ona uygun bir başka karşıt-molekül (reseptör-alıcı) üretip hücre duvarına yollar. İstenilen molekül vü¬cut suyunda mevcutsa, gelip alıcıya bağlanır. Böylece hücre, ihtiyacı olanı aldığında, normal görevini sürdürmeye devam edecektir. Be¬denimizin ürettiği hormonlar, moleküller ve diğer kimyasal madde¬lerin hangi alıcıya uyacakları konusunda üstün bilgileri vardır. Mo¬leküllerin, hücre zarındaki değişik konumlar arasında, gerçekten, seçme ve ayırma kabiüyeti vardır. Bunlar, gereken yere en kısa sü¬rede, saniyeden daha çabuk bir zamanda ulaşır. Tüm bu salgılanan kimyasallar bir koordinasyon içindedir.

Anne evde otururken çocuk dışarıda oynar. Acı bir fren sesi du¬yan anne yerinden fırlar. “Acaba benim çocuk mu?” diye düşünür. Bu ses sebebiyle böbreküstü bezinden salgılanan adrenalin ve mer¬hamet molekülleri kana karışır. Karışan bu maddeler sebebiyle vü¬cut sıvı terkibi bozulur. İç okyanusa dâhil olan adrenalin, kalbi uya¬rıp hızlı kan pompalamasına, tansiyonun yükselmesine yol açar. Ka¬raciğer şeker depoları, kana fazla şeker sunar. Pankreas hemen insü- lini devreye sokar. Gerekli kalori açığı tamamlanır. Bu esnada vü¬cut, beyin üst fonksiyonları, cinsellik, sindirim, boşaltım gibi diğer işleri düşünecek durumda değildir. Kan santralizasyonu olur. Yani kan; mide, bağırsak ve üreme sisteminden çekilir. Cildin rengi so-lar. Orada harcanacak enerji, saniyeden az bir zaman diliminde, ge¬çici olarak başka tarafa yönlendirilmiş olur. Beyin bu etkileri koor¬dine edebilmek için hipotalamusu ve özellikle hipofizi devreye so¬kar. Hormonlar salgılanır. Vücut suyu biyokimyası, terkibi süratle değişir. Sinirlenince, korkunca, kızınca yüzümüzün renginin değiş¬mesi bundandır.

Kulaklarımızın dikilip, sırt kaslarımızın ve özellikle boyun kasla¬rının ve diğer kaslarımızın kasılması âdeta bizi savaşa hazırlamakta¬dır. Boyun fıtığı ve kulunç (Jibromiyozit), baş, bel ve boyun ağrıları¬nın en önemli sebeplerinden biri budur. Strese ilk cevap veren, ilk kasılan kaslar, boyun ve sırt kaslarıdır. Beden bu fonksiyonları sürat¬le ama koordineli ortaya koyar. Nispeten yavaş ama koordineli şe¬kilde de geriye çevirir. Bu süreci başlatan vücut, düzeltmesini de be- cerebilmektedir. Vücut sarayının Sahibi, Mucidi bir an bile tesadü¬fe fırsat vermez.

Gövde Kasları

Gövde Kasları

Sırt kasları, thoraks kasları ve karın kasları gövde kasları içindedir.
Sırt Kasları
Derin ve yüzeysel sırt kasları olarak iki gruptur.
Ankara Masaj Salonları sırt olarak tanımlanan bölge bel, üst sırt ve boyun olarak ele alınır.

Derin Sırt Kasları
Segmentleri birbirine bağlayan kaslardır. Omurganın sağ ve sol tarafındaki spinal ve transvers çıkıntılar ile kaburgalar arasındaki olukları doldururlar. Omurga boyunca kuyruk sokumuyla kafa kökü arasında uzun lifler halinde sıralanırlar. Omurganın bir sütuna benzetilmesi durumunda bu kaslar sütunu dik tutan halatlar gibi algılanabilir.

Gövdenin dik durması ve dengenin sağlanmasıyla ilgilidirler. (M. erector turunci spinae) Üzerleri fascia thoracolumbalis denen sağlam bir zarla örtülüdür. Diğer derin kas grubu çok kısadır ve paravertebral kaslar olarak yalnızca omurlar arasında bulunurlar.
Derin sırt kasları çift taraflı kasıldıklarında omurgayı ve dolayısıyla gövdeyi geriye doğru çekerler.
Bununla beraber boyun bölgesi omurganın diğer kısımlarına göre daha bağımsız ve geniş açılı hareketlere sahiptir. Bölge kasları da buna bağlı olarak farklılaşmıştır.

Derin sırt kaslarından ayrı olarak gelişen boyun kasları; M. splenius capitis, M. semispinalis capitis, M. obliquus majör ve M. obliguus minör kasları böyledir.
Bu kaslar iki taraflı çalıştıklarında başı geriye çekerken, tek taraflı kasılmada başı aynı tarafa çevirirler.

scapula
erektör
spinal
kaslar
costae
kaburga

Derin sırt kasları omurgayı dik tutma görevini üstlenmişlerdir.
Yüzeysel Sırt Kasları
Derin sırt kaslarının üstünde ve derinin hemen altında yer alan kaslardır. Bu kaslar Ankara Masaj Salonları sayesinde iyileştirilir

M. trapezius: Masaj uygulama bölgelerine göre üst parçası boyunda, orta ve alt parçası ise üst sırttadır.
Bu kas boyun kökü ile tüm boyun ve sırt omurlarının dikensi çıkıntılarından başlar. Lifleri yukarıya ve dışa doğru yönelerek köprücük kemiğin uç kısımları ile kürek kemiğinin üst / iç kısımlarına ve omuz yapısına karışarak sonlanır.
Kasıldığında başı geriye çeker, kürek kemiklerini birbirine yaklaştırarak yukarı kaldırır.

M. levator scapulae: M. trapeziusun hemen altında yer alır.
İlk dört boyun omurunun yan çıkıntılarından başlar ve kürek kemiğinin üst iç kısmında sonlanır.
Kasıldığında boynu yana çeker, kürek kemiğini yukarı kaldırır.
M. rhomboideus majör ve minör: M. trapezius’un altındadır.
ilk beş sırt omurunun dikensi çıkıntılarından başlar; kürek kemiğinin iç kenarında sonlanır.

Kasıldığında kürek kemiğini yukarıya kaldırır.
M. latissimus dorsi: Bel ve üst sırt kasıdır.
Son altı sırt omuru ile tüm bel ve kuyruk sokumu omurlarının dikensi çıkıntılarından ve leğen kemiğinin üst kısımlarından başlar.
Kasın lifleri yukarı ve dışa doğru seyrederek kol kemiğinin baş kısmına yakın yerde sonlanır.

Kasıldığında, kolu gövdeye yaklaştırır (adduksiyon), geriye çeker (ekstansiyon) ve iç rotasyon yaptırır. Göğüs kafesini yukarı¬ya kaldırır.

Thoraks Kasları
Kaburgaların arasında ve üzerinde bulunan kaslardır.
M. intercostalis eksterni, M. intercostalis interni ve M. transversus thoracis kaburgaların arasını kapatarak göğüs boşluğunu sınırlar.
Diaphragma: Göğüs boşluğunun alt duvarını oluşturan kas ve zarlardan meydana gelmiştir.
Arkada bel omurları, kaburgalar ve göğüs kemiği arasında kubbe şeklinde yer alır.
Solunuma yardımcı bir kastır

Karın Kasları
Karın boşluğu ön, yan ve arkadan kas ve kalın zarlarla çev¬rilmiştir. Bu özel anatomik bölge esnek yapısı nedeniyle insan vü¬cudunun daha hareketli olmasını sağlar.
M. rectus abdominis: Karın ön duvarını yapan, şerit şeklinde bir kastır.

5. ve 7. kaburgalar ve göğüs kemiğinin alt ucundan başlayan kas lifleri pelvisin alt ön kısmına (sympysis pubis) yapışır.
Kasıldığında gövdeyi öne çeker (fleksiyon).
Şekil 4-8. Karın kasları ön ve yan duvarı oluşturur.

M. quadratus lumborum: Omurganın bel kısmında her iki tarafta kaburgalarla pelvis kemiği arasındaki açıklığı kapatır. Tek taraflı kasıldığında gövdeyi aynı tarafa doğru eğer. Karın bölgesinin arka duvarını sınırlar.

Karın Yan Duvarı:
Üç tabaka halinde birbirini örten yassı ve geniş kaslarca oluşturulur.
M. Obliguus externus abdominis, M. obliguus internus abdominis, M. transversus abdominis kasları kaburgalarla pelvis arasında uzanırlar.

Gövdenin dönme (rotasyon) hareketini yaptırır. Karın bölgesi organlarını dış etkilerden korur. Diğer yandan, karın boşluğunda bulunan bazı organlar üzerine basınç yaparak idrar yapma, dışkı- lama ya da doğum gibi işlevleri kolaylaştırır.

Esaslar

Esaslar

Travell ve Simons’un ilk dört bölümde verdiği bilimsel ayrıntı düşünüldüğünde bu, hiç­bir tıbbi eğitimi olmayan insanlar için göz korkutucudur ve sadece oturup sayfaları çevirir­siniz. Bu bölümün amacı tetik nokta biliminin esaslarını özetleyip konu dışı insanların da günlük dille açıkça anlayabilmesidir. Sonuç olarak Travell ve Simons’un en dikkatli ve iyi desteklenmiş iddiaları burada özetlenmiştir. Eğer zamanınız varsa, Travell ve Simons’un ori­jinal eserini mutlaka okumanızı tavsiye ederim. Pek çok üniversitenin tıp kütüphanelerin­de iki ciltlik Tetik Nokta El Kitabı adlı eserlerini bulabilirsiniz. Eğer tıp çalışanı iseniz kita­bı alıp burada sunulandan daha derin araştırma yapmanızı tavsiye ederim. Bir doktor, bu eser olmadan kütüphanesini eksik kabul etmeli. Bu kitaptan yapılmış olan alıntılar paran­tez içinde (1999, 17, 26) şeklinde yıl ve sayfa numaraları verilerek belirtilmiştir. 1992 1. cil­din, 1999 2. cildin yayın yılıdır.

Yok Saymanın Bedeli

Travell ve Simons ağrının esas nedeninin tetik nokta olduğunu ve hâlâ pek çok doktor bunu bilmediği için halkın gereksiz yere acı çektiğini düşünmektedir. Bu nedenle tıbbi uygulamada ağ­rının tanı ve tedavisindeki yetersizlik, büyük boyutlu gereksiz harcamalara ve yaşam kalitesinin düşmesine neden olmaktadır. (1999, 12, 14, 36). Tetik Nokta ElKitab’ında, doktorların miyofa- siyel ağrıyı bilmemelerinden dolayı koydukları, aralarında göğüs ağrısı, apandisit, tenisçi dirseği (dirsekteki kasların yapışma yerinde ağrı) ve gerilime bağlı baş ağrısı gibi tanıların olduğu yirmi dört yanlış tanı örneği vermişlerdir (1999, 37). Sorun, miyofasiyel olduğunda hekimler bunu kü­çük, sanal veya yokmuş gibi kabul edip tedavi edilemez sınıfına yerleştirirler. Pek çok hasta, dok­tor veya sağlık çalışanı aslında çok kolay tedavi edilebilecek olan bir ağrıyla yaşamaya devam eder.

İlaçlar

Dr. Sidney Wolfe, En Kötü İlaçlar, En İyi İlaçlar (Worst Pills, Best Pills, 1999) adlı eserin­de doktorların ağrının geçirilmesi için çok sık narkotik ve diğer kimyasal maddeleri önermele­rinin sadece başka bir şey bilmemelerinden değil, ilaç firmalarının tıp dünyası üzerindeki aşırı baskısından kaynaklı olduğunu iddia etmektedir. Ağrı ve diğer durumlarda, halkın ilaç bağım­lılığının en büyük nedeninin milyarlarca dolar ilaç reklam bütçesi olduğuna inanmaktadır.

Wolfe, tüm ağrı kesicilerin potansiyel yan etkisi olduğuna ve yılda binlerce insanın bu ilaç­lar yüzünden öldüğüne dikkat çekmektedir. Şu anda reçete edilen en az 20 adet ilacın piyasa­dan çekilmesi gerekecek kadar tehlikeli olduğuna inanmaktadır. Diğer 39’unun ise sınırlı uy­gulanması gerektiğini belirtmektedir. Dr. Wolfe’nin çalışmaları, şaşırtıcı olarak doktorların en severek yazdıkları ilaçların yan etkileri hakkında habersiz olduklarını göstermektedir. İlaç ye­rine öncelikle etkinliği ispatlanmış ilaç dışı çözümlere yönelinmesini tavsiye etmektedir. Her­hangi bir nedenle düzenli ilaç almak zorunda olanlar, Dr. Wolfe’nin kitabını çalışmalıdır. Çok yüksek oranda ilacın kemik ve eklem ağrısı gibi yan etkileri bulunmaktadır. Kronik ağrınızın nedeni, devamlı kullandığınız ilacınız olabilir.

Gerçek Taş Sahte Taş

Gerçek Taş – Sahte Taş

Taşlann yararının görülebilmesi için ön şart, doğal taş olmasıdır. Doğal taştan maksat, bir taşın, örneğin Turkuvaz taşının, doğadan çıkarıldığı haliyle kullanıl­ması değildir. Gerçekten Turkuvaz taşı olmasıdır.

Zira vitrinlerde gerçek taşlarla sahteleri çoğunlukla yan yana satışa sunulmak­tadır. Bu nedenle bir taşı satın alırken ya o taşı çok iyi tanımanız gerekmektedir ya da taşları iyi tanıyan, dürüstlüğüne güvendiğiniz birinden almanız. Aksi halde baş ağrısı için taş aldım ama hiçbir faydasını göremedim demek zorunda kala­bilirsiniz.

Bir taşın sahtesi çeşitli anlamlara gelebilir. İlk olarak, renk bakımından ben­zeşen ve ekonomik değeri daha az olan veya hiç olmayan taşlar falanca taş diye satılabilmektedir.

İkinci olarak ekonomik değeri daha az olan renksiz taşlara renk emdirilerek veya dışı boyanarak zümrüt, turkuvaz, akik gibi adlarla piyasaya sürülebilmek- tedir.

Üçüncü olarak lastik, kauçuk, cam, tahta, çam reçinesi gibi maddeler kimya­sal işlemlerden geçirilerek bir taşa benzetilmekte ve satılmaktadır.

Benzetim o kadar mükemmel olabilmektedir ki bazen taşın sahte olup ol­madığı ancak ölçümlerle ve testlerle anlaşılabilmededir. Ölçümlere esas olacak bazı özellikler, her taşın başlangıç bölümünde “Kimlik Kartı” başlığı altında ve­rilmiştir.

Üstelik taş olmayan, yani sentetik, kauçuk, naylon, sıkıştırılmış toz, boyana­rak taşa benzetilmiş demir, bakır, çinko, alüminyum gibi materyal toksindir. Kullanıldıkça bedene zehirli parçacıklar yükler ve bilmeden hastalanmamıza sebep oluruz.

Burada birkaç anımı anlatmadan geçemeyeceğim.

Yıl 2000. Nişanlıma hediye almak için bir kuyumcuya giriyorum. Vitrinde çok hoş görünen mavi taşlı kolye, yüzük, küpe takımı var. Mavi taş büyük ihtimalle Akuama- rin ve nişanlımın burcuna da uygun diye düşünüyorum. Kuyumcu, taşlann Akuama- rin olduğunu söylüyor. Alıyorum. Kuyumcudan aldığım için de taşı inceleme gereği duymuyorum. Zaten o sırada taşlan da pek tanımıyorum. Aradan 5-6 yıl geçiyor. Çemberlitaş civannda bir taş toptancısındayız. Taşçı yüzüğü görüyor ve “Bu bizim imalatımız, 5-6 yıl yıl önce biz pazarlamıştık” diyor. Ve ekliyor: “Fakat bunlar taş değil cam.”

Yıl 2001. Taşlan tanımanın heyecanıyla Pendik’te bir taşçıya gidip geliyorum. Bir gün “Turkuvaz teşbihin var mı?” diye soruyorum. “Çok güzel ve taneleri iri bir Turku­vaz teşbih var ama çok pahalı” diye ce\’ap veriyor. Çıkanp gösteriyor. Gerçekten çok güzel görünüyor. Artık bir Turkuvaz teşbihim oluyor.

Aradan 2 yıl geçiyor. İki yıl sonra taşlan fiziksel olarak da tanımaya başlayınca Turkuvaz olduğundan şüphelenmeye başlıyorum. Taşlann birini kırsam anlanm ama teşbih eksileceğinden kıyamıyorum. Aradan bir yıl daha geçince şüphem fazlalaşıyor ve taşlarından birini kırıyorum. Üzeri boyalı saj kireç olduğu anlaşılıyor.

Bir gün mağazaya bir bayan geldi, bir iki taş aldı. Sonra da boynundan bir gerdan­lık çıkarıp taşlarının kehribar olup olmadığını sordu. “Birini yakmadan kesin bir şey söyleyemem” diyorum. Gerdanlığı koparıp tanelerinden birini uzatıyor. Bir toplu iğne­nin ucuna takıp yakıyorum. Çevreyi ağır bir plastik kokusu kaplıyor. Kokuyu duyunca “Kehribar diye petrol almışım” diye gerdanlığı çöpe atıyor.

Şehirlerimizin birinde, kitabımdaki bilgilere dayanarak şifalı taş satan bir bayan, illa da benimle görüşmekte ve bir şeyler öğrenmekte ısrar etti. Geleceği yolun çok uzun olduğunu, bir iki saatlik görüşmeyle bu işin öğrenilemeyeceğini söylediysem de dinle­temedim. Bunun üzerine telefonda, gelirken satmakta olduğu taşlardan birer örnek getirmesini istedim. Eşiyle birlikte geldiler. Hoşbeşten sonra, getirdiği taşlan masanın üzerine dizdi. Getirdiği on yedi taştan yalnızca biri gerçekten taştı. Hep beraber üzül­dük. Çünkü satın aldığı toptancılar ona bunları falanca taş diye satıyordu.

Sanırım 2007 yılıydı. Televizyonda Aytaşının faydalarından, özellikle de iştahı azaltma fonksiyonundan bahsetmiştim. Birkaç gün sonra elimde Aytaşı kalmayınca toptancı taşçılara gittim ama Aytaşı bulamadım. Toptancılardan biri anlattı: “Haşan Bey, bu ara taşçılar Ay taşına hücum etti, Aytaşı kalmadı dediğimde de sentetik opalleri alıp, biz bunları Aytaşı diye satarız, dediler.”

O gün bugündür bazılarına, Aytaşı diye kullandıkları şeyin sentetik opal olduğunu anlatamıyorum.

Masaj

MASAJ

Klasik masaj, yumuşak dokuları sistematik manipülas- yonlarla, mekanik olarak uyararak organizmada fizyolojik ve psikolojik etkiler yaratma eylemidir (O. Kanbir).14

 

Masajın Sınıflandırması

Masaj uygulamaları amaca dönük olarak ve biçimsel olarak farklılıklar gösterirler. Bazı kaynaklara göre bilinen masaj yöntemle­rinin sayısı seksenin üzerindedir. Ancak en yaygın kullanıma sahip olanı klasik masajdır.

Klasik Masaj

  1. Dinlendirme masajı
  2. Tedavi masajı
  3. Spor masajı
  1. Hazırlık masajı
  2. Devre arası veya ara masaj
  3. Aktivite sonrası masaj

Özel Teknikli Masajlar

Bu kısımda Konnektif doku masajı, derin friksiyon masajı, masopunktur masajı, refkeksoloji masajı, shiatsu masajı, segmental masaj, perlost masajı, thai masajı, champissage masajı, tui-na masajı, sıcak taş masajı vb. gibi seksenden fazla olduğu sanılan masaj çeşidi yer alır.

Aletli Masajlar

  1. Vibratörler / pozitif basınç uygulaması
  2. Su içi masaj aletleri
  3. Osilatörler
  4. Vakumlar / negatif basınç uygulaması

İç Organ Masajlar

  1. Kalp masajı
  2. Kolon masajı

Klasik Masaj

Klasik masaj hareketlerinin amaca dönük olarak planlan­ması ile dinlendirme, tedavi ve spor masajı gibi alt gruplar oluş­muştur. Her üç grupta da klasik masajın ilkeleri beş temel manipü- lasyonla beraber kullanılır.

Dinlendirme Masajı

Sağlıklı insanlarda gevşetme, rahatlatma ve dinlendirme amaçlanır. Genellikle sırt masajı olarak uygulanmakla beraber, total vücut masajı da tercih edilebilir.

Tedavi Masajı

Endikasyonu olan hastalıklarda masaj yapılabilir. Çoğunlukla fizyoterapi ve rehabilitasyon tedavi programlarında diğer tedavi araçlarıyla birlikte kullanılır.

Genellikle yumuşak doku hastalıklarında tercih edilmekle beraber bazı tip baş ağrılarında, gerginliklerde ya da güdük masajı olarak uygulanabilir.

Güdük masajı, ampute kısmın proteze uygun hale getirilmesi amacıyla yapılır.

Spor Masajı

Spor masörlüğü için klasik masaj eğitim almak şarttır. Hangi spor branşında çalışılacaksa o konuda sportif bilgiye sahip olmak yararlıdır. Bu konular kitabın 11. ve 12. bölümlerinde işlenmiştir.

 

  1.   Hazırlık Masajı

Sporcuyu yarışmaya ve antrenmana hazırlamak amacıyla yapılır. Masajdan beklenen, kaslara uyarı vermek ve sporcunun motivasyonunu desteklemektir.

Daha çok sıvazlama ve darbeleme türü hareketler kullanılır. Aktiviteden 20-30 dakika önce yapılır ve ardından sporcunun aktif ısınmaya geçmesi sağlanır. Ancak soğuk havalarda aktiviteden hemen önce yüzeysel sıvazlamalarla pasif ısınma sağlanmaya çalışılır.

  1. Ara Masajı

Devre arasında gerekli olursa uygulanır. Kramp, kas gergin­liği ya da psikolojik destek sağlamak için yapılır. Yoğun olmayan kısa süreli bir masajdır. Vibrasyon, shaking ve yüzeysel sıvazlama­lar yapılabilir.

  1. Aktivite Sonrası Masajı

Dinlendirme masajıdır. Ilık bir duş alan sporcuya darbeleme dışındaki manipülasyonlarla masaj yapılır.

Amaç metabolizma atığı maddelerin dokulardan uzaklaştı­rılmasını çabuklaştırmaktır.

Böylece yorgun kaslara taze kan dönüşü hızlanabilir. Ağrılı, hassas durumdaki kaslarda gerginlik ve spazm azalır. Sporcu bir sonraki aktiviteye hazır hale gelir.

Özel Teknikli Masajlar

Bu alanda oldukça fazla sayıda masaj çeşidi vardır. Bunlar­dan sadece birkaçına değinilecektir.

Konnektif Doku Masajı:

Bu masaj ilk defa Alman fizyoterapist Elizabeth Dicke’nin kendi üzerinde yaptığı bir çalışmayla ortaya çıkmıştır.